Wednesday, October 18, 2006

GRANİSER SERAMİK FABRİKASI İŞÇİLERİ




GRANİSER çalışanları birlik ve beraberliğini bozmadan, sağ duyulu hareket ederek yasal haklarının dışında, hiç bir taşkın harekette bulunmamışlardır, aynı olgunluğu GRANİSER İş vereninden de bekliyoruz !.. Bizim gayemiz, iş yerinin kapısına kilit vurmak değil, sendikalaşarak düzenli bir iş ortamı yaratmak, üretimi artırmak, iş barışını sağlayarak, adil bir paylaşımı sağlamaktır!..

BÜTÜN KAMUOYU GRANİSER İŞÇİSİNİN YANINDADIR!..

Emeğinin karşılığını alamayan GRANİSER İşçisine, esnaflar, sivil toplum örgütleri, yazılı ve görsel basın, Siyasi Partiler, halk, tek kelime ile bütün kamuoyu haklı mücadelesinde destek vererek yanında olmuştur!..

GRANİSER işçilerinin güçlü sendikası T. ÇİMSE- İŞ olarak üyelerimize destek veren t ü m kurum ve kuruluşlara, esnafımı za, sivil toplum örgütlerine, Yazılı ve Görsel Basınımıza,siyasi partilerimize, halkımıza sonsuz şükranlarımızı arz ediyoruz !

DİĞER FAALİYETLER

GRANİSER, YÜKSEL SERAMİK, SÜPERLİT İŞYERLERİNDE ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARIMIZ HIZLA DEVAM EDİYOR !..

GRANİSER’DE ÇOĞUNLUK TESPİTİ T. ÇİMSE-İŞ’İN !..

YÜKSEL SERAMİK’TE İŞVEREN BASKISI DEVAM EDİYOR !..

SÜPERLİT’E İŞVEREN İTİRAZ ETTİ !..

YORİM CAM’DA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI !..

GRANİSER’DE ÇOĞUNLUK TESPİTİ T. ÇİMSE-İŞ’İN !..

İşverenlerin tüm baskılarına rağmen, sendikaları T.ÇİMSE-İŞ’le bütünleşen işçiler haklı mücadelelerine hız kesmeden devam ediyor…

Graniser işyerinde çoğunluk tespitini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sendikamız T.ÇİMSE-İŞ’e vermiştir.

Üye kayıtları hızla devam ediyor, Çoğunluk tespiti çıktıktan sonra Genel Merkezimizde Toplu Sözleşme Taslak çalışmalarına başlandı…

Graniser işçilerini kararlı, inançlı mücadelelerinden dolayı kutluyoruz !..

YÜKSEL SERAMİK’TE İŞVEREN BASKISI DEVAM EDİYOR !..

İşverenlerin klasik baskılarından biri olan sendikaya üye olan işçileri işten çıkarmalarıdır… aynı baskı ve yıldırma politikaları yüksel seramik’te de devam etmektedir… işverenler artık şuna inanmalı, çalışanların da Anayasa’dan ve yasalardan doğan hakları olduğunu ve bu haklarını mutlaka kullanacaklarına inanmalı… iş verenlerimizin çalışanlarımızın demokratik haklarına saygılı olmalarını istiyoruz !..

T.ÇİMSE-İŞ olarak, bizler fabrikaların biz çalışanların olduğunun, üretim olmadan ekmeğin de olmayacağına, barış ve özgürlüğün de olmayacağına inanan bir felsefenin savunucusuyuz… işyerlerimizin kesinlikle düşmanı olamayız, bizler hem kazanmak, hem de kazandırmak istiyoruz !.. Ne pahasına olursa olsun, Demokratik haklarımızdan vazgeçmemiz mümkün değildir !.. YÜKSEL SERAMİK VE DİĞER İŞYERLERİNDE, ÖRGÜTLENME İNANCI VE İNADI DEVAM EDECEKTİR !..

SÜPERLİT İŞYERİNDE ÇOĞUNLUK TESPİTİNE İŞVEREN İTİRAZ ETTİ…

Bolu Bölge Temsilciliğimiz tarafından örgütlenen işyerinde çoğunluğumuza Toprak İşverenleri Sendikası itirazda bulunmuştur… Süperlit işyerinde ki çoğunluğumuza işveren sendikasının itirazı tabiî ki onların yasal haklarıdır… buna saygı duyuyoruz… Güneş Balçıkla sıvanmaz… çalışanlarımız orada sendikamıza üye olarak örgütlenmelerini tamamlamışlardır… üyeliklerimiz devam etmektedir.. bu sadece toplu sözleşme masasına oturma sürecini uzatma dan başka bir şey değildir… tüm engellemelere rağmen, bu engelleme süreci de bitecek üyelerimiz mutlaka mutlu sona ulaşacaktır !..

KONYA HAZIR BETONDA YETKİMİZ KESİNLEŞTİ !... TOPLU SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİNİN İLK OTURUMU YAPILDI !..

Konya Bölgesinde faaliyet gösteren Konya Hazır Betonda örgütlenmemiz hızla tamamlandı Çimento İşverenleri Sendikasıyla, sendikamız T. ÇİMSE-İŞ 19 Eylül 2006 tarihinde ilk oturum yapılarak görüşmelere başlandı !..

YORİM CAM’DA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI !..

Hereke şubemizin örgütlü bulunduğu YORİM CAM San. Ve Tic. A.Ş. de 01.07.2006 tarihinden geçerli olmak üzere ücretlere 1. Yıl yüzde 25, 2.Yıl 30.06.2006 tarihinde alınmakta olan çıplak ücretlere 01.07.2007 tarihinden geçerli olmak üzere 01.07.2006 ile 30.06.2007 tarihleri arasında gerçekleşen DİE Tüketici Fiyat Endeksi enflasyon oranına (TÜFE)+ÇIKAN ENFLASYONUN Yüzde 15’ i seyyanen zam uygulanacaktır…

ÇİMSE-İŞ SİTESİNDEN ALINMIŞTIR

DOKUZ EYLÜL HASTAHANESİ İŞÇİLERİ








Sendikalaştıkları için işten atılan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi işçileriyle Dayanışma Gecesi yapıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde çalışan taşeron işçileri, uzun bir süre sendikalaşma mücadelesi yürüttüler.

İşçiler, 3 yıl yılmadan mücadele ederek, 3. yılın sonunda, DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’nda örgütlenerek, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) yetkisi aldılar.

TİS sürecine girildiğinde, 9 Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, TİS yapma yerine, 212 işçiyi, 9 Haziran 2006’da işten attı.

Sendikalaşma faaliyetini yürüten, çalışmaya önderlik eden bütün işçilerin işten atılması, hastane yönetiminin baskı ve karalama kampanyası, işten atılmayan, çalışan sendika üyesi işçileri sindirdi.

İşten atılan işçiler, bir ay boyunca, hastane önünde beklediler. Maddi imkansızlıklar sonucu, bu bekleyişlerine son vermek zorunda kaldılar.

İşten atılan işçilerin işe iade davaları sürüyor.

23 Eylül tarihinde, İzmir Narlıdere’de, işten atılan işçilerle bir dayanışma gecesi yapıldı.

Dayanışma gecesinde; işten atılan işçiler adına, Özgür Aslan yaptığı konuşmada:

“Kötü çalışma koşullarını düzeltmek, insanca çalışılabilir koşullar yaratmak için, hastane yönetiminin bütün yıldırma ve karalama kampanyasına rağmen sendikalaştıklarını, TİS sürecinde 212 işçinin işten atıldığını, mahkeme süreci ile işe geri döneceklerini” belirterek, konuşmasını “işçi sınıfının olduğu her yerde mücadele devam edecektir.” vurgusu ile tamamladı.

Gece boyunca çeşitli sloganlar atıldı. “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “İş, ekmek, yoksa, barış da yok!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Direne, direne kazanacağız!”

Dayanışma gecesinde yapılan konuşmalar içerisinde, en anlamlısı, Manisa Akhisar ilçesinde üç aydır sendikalaşma mücadelesi veren Graniser fabrikası işçileri adına bir Graniser işçisinin yaptığı konuşma idi.

Graniser işçisi yaptığı konuşmada; “Graniser işçisinin sınıf dayanışmasını göstermek için geldik. Arkadaşların sıcak selamlarını getirdik. Üç aydır direniyoruz. 700 üyemiz var. 50 arkadaşımız işten atıldı. Asıl amacımız geleceğimiz olan gençlere onurlu bir mücadele bırakmaktır. Sendikalar sonuna kadar işten atılan işçilerin yanında olsunlar, onları desteklesinler.” Tavrını takındı.

300 civarında insanın katıldığı dayanışma gecesine, bizler de YDİ Çağrı olarak dayanışma mesajı ilettik. Mesajımız etkinlikte okundu.

Cevdet Bağca’nın söylediği güzel türkü ve şarkılarla etkinlik son buldu.

24 Eylül 2006, YDİ Çağrı/İzmir

ÖNCÜ PLASTİK VE HAS ALÜMİNYUM FABRİKALARI

Öncü Plastik ve Has Alüminyum fabrikalarında işçilerin sendikalaşma mücadelesi sürüyor!

Bir önceki gazetemizde (103. sayımızda) Öncü Plastik ve Has Alüminyum fabrikalarında çalışan işçilerin sendikalaşma mücadeleleri ve patronların saldırıları hakkında geniş bilgi vermiştik.

Eylül ayı içinde yine ziyaret ettiğimiz her iki fabrikanın işten atılan işçileri önemli bir gelişmenin olmadığını belirttiler.

İzmit- Gebze Organize Sanayi Bölgesinde kurulu Öncü Plastik Fabrikası’nın işten atılan işçilerini örgütlendikleri Petrol- İş Sendikası Gebze Şubesi’nde ziyaret ettik. Sendika üyesi fabrikada çalışan ve sendikal nedenden dolayı işten atılan bir grup işçi ile yaptığımız kısa sohbette edindiğimiz bilgilere göre -eskisi kadar olmasa bile- sendika üyesi işçilere patron tarafından yapılan baskıların sürdüğünü öğrendik. Sendikal nedenlerden dolayı işten atılan 10 işçinin (bu işçi arkadaşlarla ilgili bir önceki yazımızda yanlış anlaşılmadan dolayı işçilerin tazminatsız atıldığı bilgisi verilmişti, oysa atılan işçiler normal tazminatlarını almışlar) geçtiğimiz günlerde işe iade davası görülmüş fakat karar verilmemiş. Davanın iki ay daha uzatılmasını büyük bir adaletsizlik olarak değerlendiren işçiler, atılan işçiler olarak her sabah ve akşam vardiya çıkışlarında fabrikanın önüne gidip alkışlı protestolarda bulunduklarını belirttiler. Böyle yapmalarındaki temel amaçlarının hem patronun baskılarını protesto etmek, hem de içerde çalışan sendika üyesi işçi arkadaşlarına mücadelenin sürdüğünü ve yalnız olmadıklarının mesajını vermek olduğunu söylediler.

İşten atılan işçiler olarak neden fabrikanın önünde direniş çadırı kurarak direnişlerini sürdürmedikleri sorumuza işçiler böyle bir beklemenin pek yararı olacağına inanmadıkları için sendikada beklediklerini belirttiler.

İstanbul- Pendik-Dolayoba Sanayi Bölgesi’nde kurulu HAS Alüminyum Fabrikası’nda çalışan 130 işçiden 80’e yakını DİSK/ Birleşik Metal- İş Sendikası’na üye oldukları için patron tarafından 17’si tazminatsız işten atılmıştı.

Bu işten atılan işçilerin - hepsi olmasa bile- birkaçı fabrika önünde kurdukları direniş çadırına gelerek akşam vardiya değişiminde içerde çalışan sendika üyesi işçi arkadaşlarıyla görüşüyor ve gelişmeler hakkında bilgi alıyorlar.

Eylül ayında bu direniş çadırında ziyaret ettiğimiz işçi arkadaşların verdiği bilgiye göre içerde patronun sendika üyesi işçilere usanıp işi bırakıp gitsinler diye halen her türlü baskılara başvurduğunu öğrendik.

Sohbet ettiğimiz işçiler içerde özellikle üretim müdürünün sendika üyesi işçilere yıldırma amaçlı saldırılarının sürdüğünü, bunu işçilerin vardiyalarını ve yaptıkları işleri sık sık değiştirerek yaptığını belirttiler.

Gazetemizden ve gazetemizin Yeni İşçi Dünyası ekinden alan işçiler tüm bu saldırılara rağmen kazanana kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade ederek kararlılıklarını dile getirdiler.

Eylül 2006

İZMİT SARAYBAHÇE BELEDİYESİ İŞÇİLERİ

İşe iade kararı onaylandı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, İzmit Saraybahçe Belediyesi’nden bir süre önce çıkarılan 28 işçinin işe iadesini öngören yerel mahkeme kararını onayladı. Genel-İş Kocaeli Şube Başkanı Gürol Güçlü, “Biz de bu kararı belediyeye tebliğ edeceğiz. Bundan sonra 30 gün içinde arkadaşlarımızın tekrar işe alınması gerekiyor” dedi. Açıklamanın ardından kararı tebliğ etmek üzere belediyeye giden işçiler, Başkan Halil Vehbi Yenice’yi makamında bulamayınca, kararı Yazı İşleri Müdürlüğü’ne tebliğ etti.

BAŞKA YERLERDEKİ SENDİKAL FAALİYETLER



AL-CO işçileri tüm saldırılara rağmen direniyor…



İzmit’in Akmeşe beldesinde kurulu olan teflon tencere fabrikası Al-Co, kamuoyunda organize suç şebekesi elebaşısı olarak yargılanması ile tanınan Hayyam Garipoğlu’na ait.

Bu patron nitelikli dolandırıcılıktan ve Sümerbank’ı hortumlamaktan 27 yıl hapis cezası aldı. Şu an devletin güvenlik güçlerince aranıyor.

Al- Co Tencere Fabrikası Trakya Sanayi A.Ş. bünyesinde teflon tencere üreten iki yıllık bir fabrika. Sadece teflon tencerelerde kullandığı boyayı ithal ediyor.

İşçiler, metal işkolunda faaliyet yürüten ve birden fazla şirketi olan bu holdingin çoğu fabrikasının taşerona verildiğini ve her fabrikada 6-7 tane taşeron olduğunu belirttiler. Altı ay önce fabrikalarında da patronun taşeronlaştırmayı gerçekleştirmek için girişimlerde bulunduğunu, bunun var olan ağır sömürü koşullarının daha da ağırlaşacağı anlamına geldiğini bildikleri için sendikalaştıklarını ve bu yüzden tazminatsız işten atıldıklarını söylediler.

Kendilerini işten atmakla kalmayan patronun iki-üç günde bir ya çetelerini ya da yalan ve iftiralarla devlet güçlerini üzerlerine saldırttığını dile getirdiler. Al-Co işçilerinin yaşadığı bu baskıları daha önce de YDİ ÇAĞRI Gazetesi olarak internet sitemiz üzerinde kamuoyuna duyurmuştuk.

Eylül ayının ortalarında YDİ ÇAĞRI Gazetesi olarak işçilerin yaşadıkları süreci ve kendilerine yönelen saldırıları öğrenmek ve dayanışmamızı göstermek için İzmit’e gittik.

İşçiler, 31 Mart’ta fabrikanın taşeronlaştırılacağı duyumlarını aldıktan sonra buna karşı neler yapılabileceği üzerine kafa yorarken sendikalaşma düşüncesi olgunlaşmaya başlıyor. Ve sendikalı olmak gerektiği konusunda karar alıyorlar. Bu sürece kadar işçiler, kendi deyimleri ile, dostluğu, dayanışmayı, güveni kendi aralarında sağlayarak bir aile olmayı başarıyorlar. Yaklaşık 4 aylık bir sendikalaşma sürecinden sonra İzmit’teki Al-Co Fabrikası’nda çalışan toplam 112 işçiden 86’sı (10’u kadın) üç günde sendikaya üye oluyor. Sendikalaşmayı öğrenen Al-Co patronunun iki işçiyi işten atması üzerine örgütlü olan bütün işçiler kendilerini 30 saat boyunca fabrikaya kilitleyerek iş bırakıyorlar. Patron işçileri ancak jandarma ve çevik kuvvet zoru ile fabrikadan çıkarabiliyor.

Sendika üyesi tüm işçileri tazminatsız işten çıkaran patronun tüm engelleme çabalarına rağmen işçiler yaklaşık bir ay boyunca fabrika önünde direnişlerine devam ediyorlar. İşçilerin direnişini kıramayan ve beraberliğini bozamayan patron, fabrikada çalışmak üzere dışarıdan, başka illerden işçi getirterek çalıştırıyor. İşçilerin belirttiğine göre dışarıdan getirilen bu işçilerin bir bölümü ‘grev kırıcılığı’ yapmak üzere geldiklerini bilmiyorlar. Bunu öğrenen işçilerin bazıları geri dönüyor. Fakat gidenlerin yerine yenileri getirilerek, fabrikaya özel güvenlik önlemleri ile sokuluyorlar. İşçiler, şu anda grev kırıcısı olarak fabrikada yaklaşık 70 kişinin bulunduğunu tahmin ediyorlar. Değişik şehirlerden getirilen ‘grev kırıcıları’, korktukları için bir ay süre boyunca fabrikadan dışarı çıkmamışlar.

İşçilerin az sayıdaki bir bölümünün kapının önünde direnişte olduğu bir gün patron, dışarıdan getirdiği işçileri direnişteki işçilere saldırtarak, çok sayıda işçinin yaralanmasına sebep oluyor. Saldırıyı gerçekleştirenlerin polis tarafından gözaltına alınması gerekirken bunun yerine direnişteki işçiler gözaltına alınıyor. İşçiler polisin çok açık bir biçimde patronun yanında olduğunu belirtiyorlar. Genç bir işçi bu konudaki duygularını şöyle ifade ediyor: “ Eskiden bizim mahallemizde bir olay olsa polis iki saat sonra gelirdi. Fakat burada biz bir adım atalım polis hemen yanımızda bitiyor, önümüze barikatlar kuruyor” diyerek bu süreçte polisin ve devletin kimin yanında olduğunu bir çok işçi gibi kendisinin de çok açık bir şekilde anladığını ifade ediyordu.

Fabrikanın kapısından uzaklaştırılan çadırları sökülen işçiler fabrikadan 300 metre uzakta mahalle muhtarlığının binasında bekliyorlar. Bu binada işçileri direnişlerinin 40. gününde ziyaret ettiğimiz saatlerde emekli bir polis olan bu işçi dostu muhtar da geldi. Hep birlikte sendikal hakların patronların ve devletleri tarafında neden ve nasıl engellendiğini bu saldırılara karşı nasıl mücadele etmemiz gerektiğini konuştuk.

İşçiler, bu saldırının ertesinde 6 Eylül’de çevredeki halkın da desteği ile saldırıları kınayan ve sendikal haklarını savunan bir basın açıklaması yaptıklarını ve 500’e yakın kişiyle bir yürüyüş gerçekleştirdiklerini belirttiler. Patronun, kiralık adamları aracılığıyla direnişteki işçilere saldırısı bununla son bulmadı. 18 Eylül’de yine 40 kişilik bir grupla işçilere saldırarak 4 işçi çeşitli şekillerde yaralandı. İşçiler patronun ve jandarmanın bütün bu saldırılarına rağmen direnişlerini sürdürmede kararlı olduklarını belirtiyorlar. Sendikaları önderliğinde yasal haklı ve meşru direnişlerini İzmit kamuoyuna anlatmada başarılı olduklarını halktan, Büyük Şehir Belediyesi’nden, bölgedeki çoğu sendika, demokratik kurum, kişi ve partilerden aldıkları dayanışmada gördüklerini belirttiler. Fakat bunun henüz kazanmaya yetmediğini patronun ve onun devletinin bu denli barbar saldırılarına karşı başarabilmek için tüm emek dostlarından gösterdikleri dayanışmadan daha fazlasını göstermeleri gerektiğini söylediler.

Biz de YDİ ÇAĞRI Gazetesi olarak tüm sınıf bilinçli işçi ve emekçileri bu direngen Al-Co işçilerinin zaferi için dayanışmaya çağırıyoruz.

Eylül 2006